Japonlar Zinde Kalmayı Nasıl Başarıyor

Spor Salonlarından Uzak Bir Yaşam Süren Japonlar Zinde Kalmayı Nasıl Başarıyor?

Japonya dünya üzerindeki en kalabalık nüfuslu ülkelerden biri. Öte yandan en uzun süre yaşayan insan popülasyonu da yine burada yer alıyor. Neredeyse ülkede sınırlı sayıda spor salonu bulunan Japonya’da sağlıklı ve uzun yaşamanın sırrı ise merak ediliyor. Peki spor salonu üyeliği bulunmayan ve evlerinde jimnastik aletlerine yer açmayan Japonlar bu kadar uzun ve sağlıklı yaşamayı nasıl başarıyor? 

Kireçlenme Nedir? Kimlerde Görülür ve Ne Zaman Ortaya Çıkar? Sorusunu ele aldığımız içeriğimize bağlantı üzerinden ulaşabilirsiniz.

Japonlar her yere yürüyerek giderler

Evet yanlış duymadınız, Japonlar genellikle her yere yürüyerek giderler. Tıpkı Avrupa’da bisiklet sürmenin yaygın oluşu gibi, Japonya’da ulaşım yürüyerek sağlanır. İşe, bakkala hatta önemli bir buluşmaya dahi yürüyerek gidilir. Sadece gerçekten uzak bir yere gitmeleri gerektiğinde toplu taşıma veya kişisel araçlar tercih edilir. Japon yetkililer, vatandaşları için kilometrelerce yürüyüş yolları tasarlamış ve bu yaşam biçimini teşvik etmişlerdir. Uzmanlara göre bir Japonya vatandaşı, günde ortalama 6.500 adım atıyor. Üstelik Japonlar yürümeyi bir egzersiz olarak görmüyorlar. Yürüyüş yapmalarının nedenlerini fiziksel ve zihinsel olarak iyi hissetmek olarak yorumluyorlar. Japonların sağlıklı ve zinde yaşamalarının sırlarından birinin spor salonu üyeliği ve ev jimnastiğinin ötesinde yaşam biçimi haline getirilen yürüyüş rutinleri olduğunu söylemek mümkün.

Japonlar için fiziksel aktivite, hayatın tam merkezindedir

Japonlar Zinde Kalmayı Nasıl Başarıyor

Düzenli egzersizlerin aksine Japonlar spor aktivitelerini yaşam rutinlerinin içine yerleştirirler. Yani “Aşırı aktivite bizi uzun yaşatıyor” demek yerine “Aşırı hareketsizlik hayatımızı kısaltır” mottosunu tercih ederler. Gün içinde bilgisayar başında, kanepede, arabada ya da ofiste saatlerce hareketsiz oturabiliyoruz. Japonlar ise bunun aksine hareketli bir yaşam biçimini hayatlarına dahil etmekten keyif alıyorlar. Yaşam planı içinde hareket sağlayacak düzenli aktiviteler oluşturarak, sağlıklı bir yaşam tarzı benimsiyorlar. Öte yandan Japonlar, gün içinde gerçekleştirilen fiziksel aktiviteleri basitçe normalleştirerek yaşam sürelerini zahmetsizce iyileştiriyorlar. 

Gün içinde bazı yararlı aktiviteleri yaşamımıza dahil etmekte zorlanıyor olabiliriz. Ancak, bilgisayarın önünde kambur bir şekilde geçen bir günün telafisini yapmak için spor salonuna gitmek bazen en iyi çözüm yolu olmayabilir. Bunun yerine, işe bisikletle gitmek, voleybol oynamak, bahçede vakit geçirmek, ev işi yapmak, çocuklarınızla oynamak ve özellikle yürümek gibi aktiviteleri hayatınıza dahil edebilirsiniz. Bu alışkanlıklar, Japonların da belirttiği gibi zahmetsiz bir zindeliğin anahtarı olabilir.

 

Minimal porsiyonlar tercih ederler

Japonlar eğer birkaç çeşit yemek tüketeceklerse, her bir yemek için farklı bir tabak tercih ederler. Bu şekilde iki yemek arasında ara verme fırsatı yakalar ve midelerini dinlendirme şansı bulurlar. Hazırlanan porsiyonlar genelde oldukça minimal fakat iştah vericidir. Japon yemek kültürüne dair bazı anekdotlar ise şöyle: 

• Tabağınızı bitirebileceğiniz kadar doldurun.

• Hiçbir yiyeceği dev porsiyonlar halinde tüketmeyin. 

• Hemen her yiyeceği kendine ait farklı ve özel bir sunum tabağında servis edin. 

• Yiyeceklerin hafif biçimde pişirilmesine ya da hazırlanmasına dikkat edin. 

• Taze olan her zaman en iyisidir, taze olanı bulun ve onu tüketin.

 

Hyaluronik Asit Nedir? Sorusunu ele aldığımız içeriğimize bağlantı üzerinden ulaşabilirsiniz.

Yiyecekler ile aralarında farklı bir bağ kurarlar

Japonlar Zinde Kalmayı Nasıl Başarıyor

Japonların hem uzun ömürlü hem de fit olabilmelerinin en büyük nedeni diyet değildir, genellikle yedikleri yemekler ile ilgili farklı bir düşünce benimserler. Yemek kültürlerini incelediğimizde çeşitli ürünlere dayanan bir beslenme rutini uyguladıklarını görebiliriz. Üstelik diyetler konusundaki kısıtlamaları pek dikkate almazlar. Yemeklerin sunum aşamalarına verdikleri önem ve mutfakta geçirilen vakit tokluk hissi yaşamalarını sağlar.  Sofraya oturduklarında ise oldukça az ancak doyurucu besinler tüketirler. Öte yandan hemen her besin grubundan az fakat yeterli miktarda yemeye özen gösterirler.

Yemek ardından tatlı yemek rutinleri bulunmaz

Çoğu kültürün aksine Japonya’da yemek saatinin ardından tatlı yeme alışkanlığı yoktur. Tatlı daha çok günün erken saatlerinde yeşil çay ile beraber tüketilen bir rutini kapsar. Japon kültüründe en sevilen tatlı ise Azuki’dir. Azuki, kırmızı fasulyenin haşlanıp şekere batırılmasıyla hazırlanan, Japonya’ya özgü pratik bir tatlı çeşididir. 

Şerbetli tatlılar ve bol şekerli pastalar Japon tatlı kültüründe yer almaz. Japonyaların temel tatlısı ise meyvelerden oluşur.  Öte yandan tabi ki Japonlar da çikolata tüketirler ancak porsiyonları oldukça minimaldir. Japonya’da klasik bir dilim kekin büyüklüğünün Amerika’dakinin üçte biri büyüklüğünde olduğunu hatırlatmak isteriz.

 

Tipik bir Japon menüsü, tam bir şifa deposu

Evet Japonlar beslenme konusunda oldukça hassaslar ve vücutlarına ya da zihinlerine iyi gelmeyeceğini düşündükleri hiçbir yiyeceği evlerinde bulundurmuyorlar. Japon beslenme rutini genellikle balık, soya, sebze ve pirinçten oluşuyor. Protein ve mineral bakımından faydalı olan her besine mutlaka sofralarında yer veriyorlar. Japonlar için tüketilen her sebze mutlaka taze olmalıdır. Ayrıca sebze ve meyveleri mevsiminde tüketmeye özen gösterirler. Öte yandan tabaklarında mutlaka pirinç bulunur. Pirinç Japon kültürünün ekmeği olarak kabul edilebilir. Hemen her öğünde sade olarak servis edilen pilav oldukça sağlıklı kabul edilir. Pirincin genellikle yağsız ve sossuz pişirilmesine özen gösterirler. 

Paylaş